Göztepe Adamı Paronayak Yapar

Published by

on

Bir şirket düşünün. Kendi sektöründe Türkiye pazarının %20 sini elinde bulunduruyor. Ardından özelliştiriliyor ve yabancı sermayeli global bir grup tarafından satın alonıyor. Geçen süre ve yıllar boyunca kendisini yenilemiyor ve zamana ayak uyduracak hiçbir yatırım yapılmıyor.

Bu nedenle zaman içinde %20 lik pazar payı %8 e kadar geriliyor ve artık kendi çarkını ancak döndürecek duruma geliyor. Ürettiği ürünün pazarda ki değerinin yüksek olması nedeniyle karlılığını sürdürebiliyor. Tabi gün geliyor ve artık şirketin sağladığı cüzi karlar yönetim ve patronları tatmin etmiyor. Uzun süren görüşme pazarlıklar sonrasında şirket satışa çıkarılıyor. Lakin satış süreci başarısız oluyor. Ardından gelen yeni yönetim döneminde global şirketin patron ve yöneticileri Türkiye’deki faaliyetlerin başına yeni bir CEO atıyor ve bu kişi geldiği günden itibaren artık eskinin geride kaldığını, bundan sonra yeni yatırımlar yapılacağını, belirsizlik döneminin geride kaldığını, ve bundan sonra tek amaçlarının büyümek ve kaybedilen pazar payını geri kazanmak ve hatta daha da arttırmak olduğunu vaat ediyor.

Tabi tüm bu vaatler sonrasında elbette şirketin tüm personeli umutlanıyor. Artık yeni bir dönemin başladığına inanıyor. Şirketlerinin eski güçlü ve itibarlı dönemine geri döneceğini düşünüyor.

Lafı uzatmayayım, bu yaşananlardan sonra şirket tekrar satışa çıkarılıyor ve satılıyor. Anlaşılıyor ki aile içinden gelen yeni CEO, aslında şirketin satılmasını sağlamak ve bu süreci yönetmek için atanmış.

Şimdi bütün bunların yazının başlığı ile olan alakasını gelelim;

Göztepe 2007 yılında Altınbaş grubu tarafından TMSF’den satın alındı. TMSF’ye nasıl bağlandığı konusunu ayrı bir yazı olarak anlatmak gerekir ki bu süreç te oldukça çetrefilli.

Satın alındıktan sonra Altınbaş Holding tarafından ciddi hamleler yapılıyor. Kulübün kurumsal ve yapısal düzeni oluşturuluyor. 4-5 yıl boyunca amatör kümeden 1. Lige kadar çıkılıyor. 2 yıl birinci ligde mücadele ettikten sonra bütün maddi ve manevi imkanlara rağmen 2. Lige düşüyor takım. Bu durumda kulüp ve taraftarlar iyice karışıyor.

Takımın bu olağanüstü imkanlara rağmen küme düşmesini taraftar bir türlü hazmedemiyor. Tabi birçok eylem ve saldırı sonrasında sosyal, sportif tesisler ve özellikle kulüp binası ciddi zarar görüyor. Kulüp başkanı bu yaşananları çok içerliyor. Kulübü satışa çıkarıyor ama istediği rakamlara ulaşamayınca satmaktan vazgeçiyor. Başkanlıktan istifa ediyor ve yerine kardeşi geçiyor.

Küçük kardeş gelir gelmez taraftara ve camiayı mutlu edecek faaliyetlerde bulunuyor. Basınla çok yakın ilişki kuruyor. Camianın istediği yada uygun gördüğü teknik ve idari kadroyu göreve getiriyor. Taraftar guruplarıyla ilişkileri sıcak tutuyor. Yıllardır özlemle beklenen altyapı tesislerinin temelini atıyor. Yapılan transferlerde Göztepe’ye has bazı değerlere sadık kalıyor. Yani kısacası Göztepe’de herşey camianın istediği şekilde ilerliyor.

Şimdi bence kritik sorular var;

1. 1997’den beri uygulanmayan ilişki yönetimi neden birden bire şimdi uygulanmaya başladı?
2. Tesisleşme ile ilgili bütün izinler alınmış olmasına rağmen bekletilen temel atma süreci neden birdenbire şimdi yapıldı?
3. Daha önce yapılan yönetici atamalarında camia özellikle dışarda tutulmak istenirken neden şimdi tüm camiadan kabul görecek isimler atanıyor?

Bu soruların cevabı eğer holding yönetiminin camia ile bundan sonra barışık olmak istemesi ise o zaman sorun yok. Göztepe camiasının hep kulüp içinde olduğunu düşününce elbette faydalı olacaktır. En azından herhangi bir başarısızlık durumunda kimse kimseye bu senin eserin diyemeyecektir. Zira artık herkes bir şekilde kulüp yönetiminin içinde.

Ama benim kafamı kurcalayan başka sorular var.
Acaba bütün bu iyi ilişki çabaları, yatırım hamleleri, kulüp içi huzura birdenbire verilen değer başka bir plana ve amaca mı hizmet ediyor?
Acaba yukarıda anlattığım şirket içinde ki yönetim değişikliğine benzer bir süreç mi uygulanıyor?
Acaba bu tür hamleler ile kulübün prestiji ve değeri arttırılmak mı isteniyor?

Yoksa bunları tartıştığım çok sevdiğim bir arkadaşımın bana dediği gibi Göztepe adamı paronayak mı yapar?

Yorum bırakın