Hayır hayır davayı, paşaları yada siyasileri yazmadım bu sefer. Ergenekon’un aslında ne olduğunu ve neden bu yaşadığımız olayların sebebi olan oluşuma adının verildiğini düşündüğümü yazdım.
Ergenekon Türklerin Orta Asya’da ki efsanevi ana yurdudur. Ergenekon’un gerçekte nerede olduğu hakkında çeşitli savlar öne sürülmekle birlikte, bu konuda kesin bir bulgu yoktur. Eski eserlerde ki tariflere göre Altay Sıradağlarında, Beluça Dağındadır. Önceleri sözlü bir efsanedir. Daha sonra çeşitli kaynaklarda bahsedildiğinden, yazılı hale gelmiştir. Fakat bir efsane olduğu gerçeği değişmemiştir. Bu nedenle adı Ergenekon Efsanesidir.
Ergenekon, bazı kaynaklara göre (ki bunların çoğu Arap ve Fars kaynaklarıdır) bir Moğol efsanesidir ve Moğol milletinin doğuşunu anlatmaktadır. Türk efsanesi olduğunu farz edersek hikayenin iki şekli vardır;
- Oğuz Han soyundan gelen İl Han’ın oğullar Nüküz ve Kıyan adlı kardeşler Tatarlar ile savaşmış ve yenilmişlerdir. Yenilgi sonrası eşleri ile birlikte ülkeden kaçarlar ve yüksek dağların arasında bir geçit bulurlar. Bu geçitten geçerek akarsuların, verimli toprakların olduğu bir yer bulurlar ve buraya yerleşirler. Buraya Maden Yeri anlamına gelen Ergene Kon adını verirler. Aile zamanla büyür ve sülale haline gelir. O kadar büyür ki Ergene Kon’a sığmamaya başlar. Aradan 400 yıl geçmiştir ve artık buradan gitmeleri gerektiğine karar vermişlerdir. Geçidin yerini unutmuşlardır ve bunca yıl sonra geçitte zaten kapanmıştır. Dağların demir olduğunu fark ederler ve ateş yakarak demiri eritip geçit açarlar. İl Han’ın soyundan gelenler güçlenmiş ve gelişmişlerdir. Bu nedenle ana yurtlarına giderler ve atalarının intikamını alırlar. Ergenekon’dan çıktıkları gün olan 21 Mart tarihini her yıl yeni yıl olarak kutladılar. Bu hikaye bazılarına göre Moğol hikayesidir ve buradaki kahramanlar Türk değil Moğol’dur.
- Türk soyu tükenmiştir. Soyun tek bir temsilcisi kalmıştır ve oda kundaktaki bebektir. Bu çocuğu bir Bozkurt emzirmiş ve büyütmüştür. Bu sayede soyun devamı sağlanmıştır. Devam eden bu soyun adı Göktürklerdir.
Bazı Türk kaynaklarına göre Ergenekon diye bir efsane yoktu ve bu hikayeler tamamen Kurtuluş Savaşı sırasında askere moral vermek için özellikle yazılmış ve anlatılmıştır. Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin Ergenekon temalı şiirler yazmıştır 19. YY sonlarında ve 20. YY başlarında. Osmanlı ve Selçuklu arşivlerinde bu konuda hiçbir kayıt ve kitap olmadığı ileri sürülmüştür. Fakat 17. YY da yazılan Secere-i Türki eserinde Ergenekon’dan bahsedilmektedir.
Bazı kaynaklara göre Ergenekon, bir kurdun insan doğurması ve soyunun devam ederek büyümesidir…
Şimdi bu kadar karmaşık bilgi ve çelişkili hikayelerden sonra size sormak isterim (siyasi anlamda değildir sorum) Ergenekon Efsanesi nedir? Kimler tarafından yaşanmıştır ve neticesinde ne olmuştur?
Bununla birlikte şu gerçeği de unutmamak lazımdır ki yalan ne kadar büyük olursa ömrü ve inananı o kadar çok olur. Sanırım Ergenekon adı farklı evrende yada farklı zaman diliminde BELİRSİZLİK, KARGAŞA, KAOS yada KOMPLO sözcüklerinden birinin yada hepsinin yerine kullanılıyor.
Yorum bırakın