Göztepe – Fenerbahçe

Published by

on

Uzan zaman sonra tekrar yazayım dedim zira bazı gerçekleri açıklamak ve insanlara anlatmak gerekiyor. Malum Göztepe ile Fenerbahçe arasında oynanan maçta yaşananlar ve yaşananların ötesinde biz Göztepeliler hariç kimsenin anlam veremediği bir konu var.

Göztepe ile Fenerbahçe arasında ne sorun var ki stadyumda, maç öncesi ve sonrasında bu kadar gerilim yaşandı? Alsında konu Fenerbahçe’nin kendisi değil. Daha doğrusu mesele sadece Fenerbahçe değil. Stadyumdaki ateş ve gerilim sadece Fenerbahçe’ye karşı değil.

Hemen anlatalım. Ancak buna bugüne bağlı kalarak cevap vermek yetersiz olur. Bu soruyu cevaplamak ve cevabı anlayabilmek için 60-70 yıl kadar geçmişe gitmek lazım. Yok artık diyenleri duyar gibiyim ancak mesele taaaa o tarihlerden bugüne gelen bir meseledir. nedir mesele?

1950’li yıllarda bugünün tersine Türk Futbolunda denge varmış. Milli geçmiş zaman kullanıyorum çünkü bizzat yaşadığım dönemler değil haliyle. Ancak kayıt altına alınmış gerçekler ve yaşanmışlıklar var. Bunlardan birisi de 1959 öncesindeki şampiyonluklarda Göztepe’nin de yeri olduğudur. Aynı Ankaragücü, İstanbulspor ve Gençlerbirliği gibi takımlarında yeri olduğu gibi.

Diğer takımlardan farklı olarak Göztepe’nin bir de 1960!lı yıllarda elde ettiği Avrupa Kupaları başarıları var. O zamanki adıyla Fuar Şehirleri Kupası bugünkü adıyla UEFA Avrupa Liginde 1967-68 sezonunda çeyrek final, 1968-69 sezonunda yarı final, 1969-70 sezonunda tekrar çeyrek final oynamıştır. Türkiye’nin Avrupa Kupalarında yarı final oynayan ilk takımı Galatasaray değildir. Göztepe’dir.

Peki bugüne nasıl etki ediyor bu durum?

Ortada tüm bu gerçekler duruyorken o zamandan bu zamana bu düzenin bu kadar değişmiş olmasını ben doğma büyüme Göztepeli birisi olarak asla kabul edemiyorum. O dönemlerde haliyle şimdiki kadar ekonomik gücün önemi yoktu futbolda. Genel olarak kulüpler kendi yetiştirdiği oyuncularla başarı sağlıyor ve hayatını sürdürüyordu. Ancaaaakk 70’li yıllardan itibaren sistem tamamen değişti.

60’lı yıllarda sporun ve futbolun homojenleşmesini ve yayılmasını sağlamak amacıyla kurulan tüm şehir takımlarına inat cazibe merkezi sürekli olarak ve hızlanarak İstanbul’un üç takımına kaydı. İstanbul gibi büyük bir şehrin elbette ekonomik açıdan ayrıcalıkları ve üstünlükleri olacaktır. Bu tarihten gelen bir mirastır ve haktır da. Fakat 70’li yıllardan itibaren futbol tamamen ekonomik güç unsuru oldu ve kulüplerin başarıları tamamen yaptıkları transferlere bağlı hale geldi. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Kendi şehirlerinin takımlarını desteklemektense İstanbul’a biat etmeyi tercih eden Anadolu insanı sadece bu üç kulüp üzerinde dağıldı. Birkaç istisna dışında bu tek düzelik artarak devam etti. İstanbul’un üç takımı dahil hiç bir kulübün finansal gücü transfer yaparak büyümeye yeterli olmadığından 20-30 yıl içinde iflas eden çınar gibi köklü kulüpler tarihin sayfalarında kaybolup gitti. Eskişehir, Bursa, Trabzon, Adana, İzmir gibi şehirlerde halk kendi değerlerine sahip çıkarken diğer şehirlerde sokakta hangi takımı tutuyorsunuz sorusuna hep üç takımdan birisini cevap olarak alırdınız.

Hal böyle olunca şehir takımları zaten belli bir kültürü ve tarihi olmadığı için yok olup gitti. Siyasetin desteklediği takımlar zaman zaman parlasa da bugüne düzenli bir erişim sağlayamadılar. Göztepe gibi köklü, camiası ve gelenekleri olan bir kulüp bile haciz, iflas ve yok olma tehlikelerini atlatarak bugünlerde ulaşabildi. Tüm bu süreç boyunca finans dünyası ve siyaset her zaman İstanbul’un bu üç takımını destekledi. Borçlarını affetti, destek sağladı, neredeyse ücretsiz krediler verdi, vergi borçlarını sıfırladı vs vs vs vs

Tüm Anadolu takımlarının ortak sıkıntısı olan bu durum açıkçası beni sadece Göztepe açısından ilgilendiriyor. 60’lı 70’li yıllarda birbirleriyle neredeyse denk olan Göztepe ve İstanbul takımlarının arasında şimdi adeta bir uçurum var. Harcama limitlerine dair konan sınırlamalar da üç takımı adil bir ortama sokmaya yetemedi. Halk baskısı, siyasetin öncelikleri, finansal menfaatlar ve rant beklentisi 50 yıl önce olduğu gibi bugün de üç takımı diğerlerinden ayrıcalıklı kılıyor. Oysa benim Göztepe’me bu üç takıma sağlanan ayrıcalıkların çeyreği bile sağlanmadı. Göztepe’nin hiçbir borcu affedilmedi, vergi borcu silinmedi. Benim Göztepe’me ücretsiz krediler verilmedi. Aksine kulüp binasına haciz gelecek kadar sefalet içine sürüklendi.

Biz, Göztepeli olarak bunu biliyoruz ancak Türkiye’nin Avrupa’da yarı final oynamış ilk takımının Göztepe olduğunu bilmeyen İzmirliler bile var bırakın Anadolu’nun geri kalan şehirlerinin vatandaşlarını.

İşte Fenerbahçe maçında yaşanan gerilimin, asıl nedeni yıllara dayanan bu haksızlığın, adaletsizliğin sonucu oluşan isyan dürtüsüdür ki Göztepe’de isyan bir gelenektir. İsyan Göztepe’yi küllerinden doğuran bir eylemdir, duygudur. Biz bu isyanı yıllardır gösteriyoruz ama İstanbul bunu yeni duyuyor. Tüm televizyon kanallarında sadece Fenerbahçe’nin konuşulduğu, neden kazanamadığının anlatıldığı, istediği sahada istediği gibi sahaya girebilmenin hak görüldüğü anlatılırken, Göztepe’nin nasıl oynadığına, tribünlerdeki muazzam atmosfere, o stadın bizim için kutsal olmasından sebep saygı duyulması gerektiğine kimse değinmedi. O stadın ne zorluklarla elde edildiğini, ne kampanyalar yapıldığını, ne fedakarlıklar sonucunda inşa edilebildiğini biz iyi biliriz.

Gürsel Aksel Göztepe Stadyumu bizim evimizdir, mabedimizdir, kutsalımızdır. Tek beklentimiz bize, aidiyetimize, Göztepemizin bizim için bir kulüp değil soframızda yeri olan ailenin bir üyesi olduğuna saygı gösterilmesidir.

Sayın Kerem Ertan’ın dediği gibi, Göztepe ne bir ilçe takımı, ne bir belde takımıdır. Göztepe Türkiye’nin en büyük şehirlerinden birisinin en büyük takımıdır. Bu gerçeği kabul edecek ve Gürsel Aksel Göztepe Stadına öyle geleceksiniz.

3 responses to “Göztepe – Fenerbahçe”

  1. Nuri Yeşilyurt Avatar
    Nuri Yeşilyurt

    Mustafa,’cığım senin Göztepe’ni biz Femer’liler hem takdir ediyor, hem de saygı gösteriyoruz. Bence siz içinize sızan 6 Saray holiganlara dikkat eder ve temizlerseniz daha çok değerleniirsinix. Böylece özlediğiniz Göztepe’nize kavuşursunuz.

    Beğen

    1. mcekirge Avatar

      Nuri Bey konuya FB ya da GS veyahut BJK gözüyle bakıyorsunuz hala. Derdimiz sizin aranızdaki çekişme değil. Derdimiz üçünüze karşı uğradığımız haksızlıklar ve adaletsizlikler. Bunu anlayabilirseniz bir adım atabilmişiz demektir. Yoksa bizim için GS de bir FB de bir BJK de bir. Eskiden bir reklam vardı hatırlarsınız “yok birbirimizden farkımız, hepimiz Osmanlı Bankasıyız”

      Beğen

  2. Hüseyin Çetinbudaklar Avatar
    Hüseyin Çetinbudaklar

    Muhteş

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın

Previous Post