31 Mart Yerel seçimleri yaklaştıkça heyecan artıyor elbette. Seçmenin algısı, yaklaşımı, tercihleri ve kırmızı çizgileri takip ediliyor. Bana sorarsanız, bu seçim her ne kadar beka söylemleri ile genelleştirilse de, uygulamada en yerel seçim kampanyalarının tatbik edildiği seçim olacak benim gördüklerimin içerisinde. Çünkü parti başkanları ne kadar genelleştirirse genelleştirsin, belediye başkan adayları daha fazla yerelleştiriyor yaptıkları çalışmalarını. Sosyal medya gücünü de göz önünde bulundurursak, adayların çalışmalarının seçmen tarafından oldukça etkili bir şekilde değerlendirildiği bir süreç yaşadığımız muhakkak.
Biraz can sıkıcı olacak belki ama yine İzmir seçmeninin kriterlerine değineceğim bu yazıda. Aslında çok da önemsenmeyen ancak İzmirli için gizli bir etken olan konulara dokunmaya çalışacağım.
Rakı, şarap, zeybek, turizm vb konular zaten artık pelesenk olmuş durumda. Ulaşım, trafik, hava kirliliği, ekonomik imkanlar, iş olanakları vs zaten konuşulmasa da bilinen sorunlar. Bir de madalyonun öbür tarafına bakalım istedim…
Madalyonun diğer tarafında en önemli madde taraftarlık. İzmir için ve hatta İzmir ilçe ve semtler için oldukça önemli bir etken olan bu konuyu biraz açmak istedim.
İzmir’de 3 ana kitlesel kulüp vardır. Göztepe, Karşıyaka ve Altay…
Bu 3 ana kulübün de yıllardır en önemli sorunu kendilerine ait bir stadyum olmamasıydı. Siyasi, ekonomik, sosyal sebeplerden yıllarca bu hayaller gerçek olamadı. İzmirli taraftarların bu konuda çektiği acıyı kimse önemsemedi. Sebebi ne olursa olsun bu konuda Ak Partinin yaklaşımı 3 kulüp taraftarı için umut verici oldu. Göztepe taraftarı stadyum taleplerine olumlu yaklaşımlarda bulunan Ak Partinin atacağı somut adımları beklerken aynı zamanda hükümet yanlısı Altınbaş gurubunu da ivedilikle kulüpten uzaklaştırmaya çalıştı. Altay ve Karşıyaka taraftarı da yine Göztepe taraftarı gibi hem stadyum sahibi olmayı hayal edip hem de kendi dokusuna tesir eden etkileşimleri engellemeye çalışıyordu. Mahmut Özgener’in Altay’ın eski başkanlığını yapmış birisi olarak önce TFF Başkanı olması ve ardından İzmir Ticaret Odası Başkanlığını kazanması da Ak Partinin bu konuya ne kadar önem verdiğinin kanıtıydı aslında. Karşıyaka ise tüm ekonomik sıkıntılarına rağmen kulübün şirketleşmesine ve hisselerinin kendi kültürü dışında mecraların eline geçmesine engel olmaya çalıştı küme düşmek pahasına. Yaşar Holdingin de Selçuk Yaşar’ın ölümünden sonra sadece basketbol şubesine sponsor olması ve diğer branşlardan desteğini çekmesi iyice elini kolunu bağladı koca camianın. O camia ki Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle armasına ay-yıldız eklenmiştir Kurtuluş Savaşındaki hizmetlerinden dolayı.
TOKİ’nin onayladığı stadyum projelerinin hepsine (Göztepe, Karşıyaka, Altay Stadyumları) İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak ve Karşıyaka Belediyeleri ilk başta çeşitli nedenlerle karşı çıktı. Finansal olarak mevcut durumda en güçlü olan Göztepe Gençlik ve Spor Kulübünün Başkanı Mehmet Sepil’in Aziz Kocaoğlu’nu ziyaret ederek stadyum projesi içinde bulunan Belediyeye ait arazilerin kamulaştırılmasına karşı çıkmasına engel olduğunu Göztepeli ve İzmirli olan herkes biliyor. Altay Stadyumu ile ilgili yasal sürecin daha rahat yürüdüğünü biliyoruz zira o bölgenin mülkiyet durumu zaten önceden de stadyum vasfında olması nedeniyle sorunsuzdu. Karşıyaka Stadına, mevcut Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar’ın hangi gerekçelerle karşı çıktığını ve ne kadar sert tepkiler aldığını söylemek istemiyorum. Hala daha nasıl o söylemlerde bulunabildiğini kavrayamıyorum bir Göztepeli olarak. Göztepe Stadyumu proje alanı içinde bulunan 3M Migros’un devam eden kira sözleşmesi nedeniyle ilk başta araziyi terk etmediğini, akabinde taraftarların aldıkları karar gereği bölgedeki tüm Migros mağazalarına uygulanan boykot neticesinde 1 hafta sonra kayıtsız şartsız mağazayı ve araziyi terk ettiğini de özellikle belirtmek istiyorum.
Bu konulara değinmek istememin esas nedeni şudur ki, İzmirli seçmenin mutlaka İzmirli bir takıma gönlü kaymıştır. 3 büyük İzmir takımının dışında Bucaspor, İzmirspor ve Altınordu’nun da sadık ve bağlı taraftarları vardır sayıları nispeten az olsa da. Belediye Başkan adaylarının bu konuda biraz daha belirleyici olmaları ve bu hassasiyetleri göz önünde bulundurmaları gerekir kanımca.
Bu kulvarda Ak Parti CHP’nin çok önünde ilerliyor bunu söylemek gerekir. Kazanabilmek için olası her açık kapıyı araştırıyor olmaları doğal tabi ki. Ancak CHP adaylarının da geçmişten ders alarak taraftarların ruhunu okşayacak söylemlerde bulunmaları kendileri açısından faydalı olur kanaatindeyim.
Çünkü kabul edin ya da etmeyin, Bir Göztepeli, bir Karşıyakalı, bir Altaylı için memleket siyasetinden kat be kat daha değerlidir takımları. Ben bir Göztepeli olarak bunları yazıyorum ama biliyorum ki Karşıyakalı ve Altaylı dostlarım da aynı pencereden bakıyorlardır.
Yorum bırakın