Malumunuz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için kıyasıya bir rekabet söz konusu. Gelişmeleri takip edebilmek ve kıyaslama yapabilmek adına bir süredir bu konuda yazmak istemedim. Gerek sosyal medyada ve gerekse görsel medyada iki adayın açıklamalarını, konuşmalarını ve tavırlarını dikkatle takip ettim. Bu yazımda da Tunç Soyer ile Nihat Zeybekçi’yi karşılaştırmaya çalıştım. Söylemlerini genel hatlarıyla sınıflandırmaya çalışarak bir kıyaslama oluşturdum.
Nihat Zeybekçi, İzmir ciddi şekilde sıkışmış durumda ve bu sıkışıklığın acilen giderilmesi lazım derken, Tunç Soyer, İzmir’in daha fazla İzmirli anlayışı ile yaşayabileceğini ve rahatayabileceğini söylüyor.
Nihat Zeybekçi, yeni yatırım ve projelerle şehrin kullanım alanını genişletme vaadi verirken, Tunç Soyer daha fazla göç alınmasını istemeyerek mevcut dokunun korunmasıyla ve planlı bir düzen oluşturulmasıyla başarılı olunabileceğini söylüyor.
Nihat Zeybekçi, İzmir’in ticaret hacmini, sanayileşerek arttırmak ve şehre sermaye girişini arttırmak gerekiyor derken, Tunç Soyer, sanatsal faaliyetleri arttırarak İzmir’i Türkiye’nin sanat merkezi yapmak gerektiğini ve bu sayede şehre sermaye girişinin artacağını söylüyor.
Nihat Zeybekçi, kaynakların artmasıyla şehrin çehresinin değişeceğini ve İzmir’in büyüyeceğini söylerken, Tunç Soyer, İzmir’in kendi dokusunu koruması ve nev-i şahsına münhasır olarak Türkiye’ye örnek olması gerektiğini bildiriyor.
Nihat Zeybekçi, Türkiye’nin diğer illerinde yapılanların İzmir’de de yapılacağını vaat ederken, Tunç Soyer İzmir icraatlarının diğer illerden tamamen farklı yöntem ve biçimde uygulanacağını söylüyor.
Nihat Zeybekçi, İzmir asla solcu değildir aksine merkez sağ eğilimi vardır, Ak Parti’ye karşı takınılan tutum bu seçimde değişecek ve böyle tarihi bir dönemeç geçilmiş olacaktır derken, Tunç Soyer İzmir’in ve İzmirlinin CHP’nin değişmez seçmeni olduğunu ima etmektedir.
İşin aslı, Soyer ne kadar romantik yaklaşıyorsa, Zeybekçi o kadar realist davranıyor.
Peki bu iki farklı bakış açısından hangisi doğru?
Aslına bakarsanız İzmir ile ilgili iki yaklaşımın da doğru ve gerekli taraflarının varlığını kabul etmek gerekir. Zeybekçi’nin de doğru tespit ve söylemleri var, Soyer’in de. İki bakış açısının harmanlanabilmesi mümkün olabilse keşke.
Seçim sonuçlarını bence İzmir halkının Ak Parti’ye olan tutumunun ne seviyede olduğu belli edecek. İzmirlinin CHP’ye oy verme nedeninin sol görüşünden kaynaklanmadığını, zamanında ANAP, DYP, AP, DP gibi merkez sağ partilerinin adaylarına da seçim kazandırdığını biliyoruz. Peki 31 Mart’ta CHP’den dolayı Ak Partiyi mi seçecek yoksa her şeye rağmen Ak Partiden dolayı CHP’ye seçim kazandırmaya devam mı edecek?
Ben şahsen 31 Mart seçimlerinde İzmir Büyükşehir Belediye başkanlığını yine CHP’nin kazanacağını düşünüyorum. Ak Partinin henüz İzmirlinin zihninde kabul görmediğini düşünüyorum.
Bekleyip göreceğiz…
Yorum bırakın