Son yıllarda ülke olarak hepten çıkmaza girdik. Tam bir kapalı devre üzerinde dönüp duruyoruz. Belli bir aralık dahilinde öngörülebilen bantta siyasi partilerin oyları dolaşıyor. Bu bandın dışına çıkmıyor.
Bunun nedeni ülke olarak çoğunluğun icraate göre değil de dünya görüşüne göre oy veriyor olması galiba. Zira başka türlü bu kalıplaşmış ve kök salmış matematik çıkması pek mümkün değil gibi.
Tek bir istisna var bana sorarsanız. Aslında buna istisna değil de kırılım da denebilir. O da şu ki son 2-3 seçimde Ak Parti oylarının %42 seviyelerine düşmüş olması. Hatırlarsanız 2014 öncesinde %47 oy oranı Ak Parti için düşük ve iyileştirilmesi gereken alt sınırı ifade ediyordu. Zaten aslında bu nedenle de Recep Tayyip Erdoğan MHP ile ittifak süreçlerini başlattı. Kanunlarda gereken değişiklikleri yaparak tekrar, partinin oy oranı düşse de, iktidarını devam ettirecek yasal düzenlemeleri tamamlamış oldu.
Yönetim sistemini Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olarak değiştirmesinin ve bu geçişin yaklaşık 4 yıl sürdüğünü düşününce aslında ittifakların ne kadar gerekli olduğunu kabul ediyor insan. Madem koalisyonlardan uzak durma eğilimi var, o zaman stabiliteyi sağlayabilecek en önemli seçenek ve çözüm olarak görüldü bu yöntem. MHP’nin de bu süreçte çok istekli olması ve tabi ki 15 Temmuz sonrası yaşanan süreç, bu çözümün doğal olarak kolayca yürürlüğe konmasını sağladı.
Ak Parti oyları düşerken Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan oylarının sabit kalması, partinin ne kadar önünde olduğunun bir göstergesiydi elbette. Ancak Meclis’in de kendi oy oranında bir matematikle oluşmasını sağlayamayacağını anlamıştı bana sorarsanız. Ancak ben bunun sebebinin Ak Parti içinde bulunan yaklaşık %5-6 civarındaki oyların HDP’ye gitmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Zaten bu sebeptendir ki MHP ile yakınlaşması başlamıştır partinin. Bu yakınlaşma da ittifak yolunu açmıştır.
Velhasıl şunu söylemek mümkün:
Ak Parti matematiksel gücünü kaybetti ancak aynı dönemde MHP ile yapılan ittifak Recep Tayyip Erdoğan’ın gücünü korumasını sağladı.
Siyaseten çok akılcı ve doğru bir hamleydi bu ki bunu öngörmeyen muhalefet sayesinde de rahatlıkla gerçekleştirilebildi.
Ne zaman ki bu tip siyasi manevraları önceden görebilecek bir muhalefete sahip okuruz, o zaman siyasette nezakete tekrar kavuşabiliriz. Başka türlü bu kaba sataşmaların sonu gelmez.
Yorum bırakın