Türkiye’nin gündemini belirledi uzun süre CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayının ismi. İzmirliler için çok sürpriz olmayan bir isim üzerinde karar verildi ve kamuoyuna açıklama yapıldı. Karar verme sürecinde parti içinde epey güreş tutulduğu malum. En nihayetinde parti bir sonuca ulaştı. Kararsızlık kadar kötü bir hal olmadığını bir kez daha anlamış olduk bu süreçte.
Gelelim CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer‘e…
Doğma büyüme İzmirli birisi olarak şunu söyleyebilirim ki 2014 öncesinde herhalde 2 kere gitmemişimdir Seferihisar ilçesine. Gençlik yıllarımda, kanımızın kaynadığı dönemlerde bile Seferihisar bizim için gidilecek yerler arasında bir seçenek olmadı hiçbir zaman. Deniz kenarında ama küçük ve hatırlanmayan bir yer oldu hep Seferihisar. Unutulmuş demiyorum çünkü hiçbir zaman akılda olmamıştır. Zira önce akla girmesi gerekir ki sonrasında unutulmuş olsun. Biliyorum ki birçok İzmirli hafta sonu etkinliklerinde Foça, Urla, Çeşme gibi bölgeleri tercih ediyordu. Ancak Soyer ile bu anlayış ve algı evrim geçirdi.
Kimsenin adını bile bilmediği Sığacık ve barındırdığı kale cazibe merkezi haline geldi. Kale içinde gerçekleştirilen festivaller, konserler ve sosyal aktiviteler, bir anda Seferihisar ilçesini cazibe merkezi haline getirdi.

Hafta sonları Seferihisar yolunda trafik sıkışmaya ve ilçe içerisinde park sorunu yaşanmaya başladı. Kale içinde ve Sığacık sokaklarında kurulan kermes ve Pazar alanlarında tamamen yerli üreticilerin ürünleri tezgahlara konduğundan ilçe halkı ve köylüleri bu yoğunluktan memnun olmaya başladılar. Sonuçta fark yaratan bir bakış açısı ve anlayış yönetimi başlamıştı. Bunun getirisi olarak da genç yaşlı herkesin hafta sonu etkinlikleri için ilk beşe gitmeyi başarmıştı daha birkaç yıl önce kimsenin bilmediği ilçe sokaklar ve köyleri.
Yöre halkı da bu etkinlikler nedeniyle üretimlerini arttırmış ve tüm çalışma programlarını yoğunlaştırmış oldu. Maddi ve manevi açıdan herkes nemalandı bu yeni yaşamdan.
Sevmeyen, beğenmeyen mutlaka vardır ama şunu da çok iyi biliyorum ki, CHP’nin kararsızlık dönemi boyunca İzmir halkından ve il teşkilatından çok yoğun baskı uygulandığı da bir gerçek Tunç Soyer isminin aday gösterilmesi amacıyla.
Şimdi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı açıklandığına göre, geç de olsa, seçim çalışmalarına başlayacak. Önemli bir rakibi olduğu muhakkak ancak seçimi kazanacağını düşünüyorum. Fakat kendisi için başarı seçimi kazanmak olmayacak. Esas başarı Seferihisar için yarattığı enerjiyi İzmir için de yaratması ve insanların yüreklerine heyecan katması olacak. Aksi taktirde selefinden hiçbir farkı olmayacak seçmenlerinin gözünde.
Babası ile ilgili konulara da değinmek gerekirse açıkçası yaşım elvermediğinden o dönemi hiç hatırlamıyorum. Babasının askeri savcı olduğundan ve Türkeş davasının savcısı olduğundan da haberim yoktu. Bu konuda sadece yorum yapabilirim ve şunu diyebilirim ki, 1980-1982 arasında asker olmak da zor sivil olmak da. Politikacı olmak da zor, sanatçı olmak da. Bir yanda demokrasi kaygısı, diğer yanda en temel güdü olan sağ kalma arzusu. Herşeyin birbirine girdiği, kimsenin önünü göremediği, puslu, sisli, karanlık bir dönem. Kimi iyiyken kötü oldu, kimi kötüyken iyi. Kimi öncesinde, kimi sonrasında.
Filler tepişir, çimler ezilir…
Neticede hep olan bu değil mi?

Yorum bırakın