Partilerin seçim çalışmalarını başlaması ile birlikte özellikle 3 büyük şehir ile ilgili adayların belirlenmesi öncelikli olarak değerlendirildi. İstanbul ve Ankara’da adayları yapılan çalışmaların ciddi bir sıkıntıya neden olduğunu düşünmüyorum. Zira bu iki ilde Ak Parti kazanacağını, CHP ise zorlayacağını ancak kazanamayacağını düşünüyor. Tabi bunu tamamen yapılan konuşmalardaki vücut dilinden aldığım mesajlara istinaden söylüyorum.
Elbette ki tüm parti konuşmacıları her alanda iddialı olduklarını ve kazanacaklarından emin olduklarını söylüyorlar. Ancak işin bir de gerçek yüzü var. O gerçeklik içinde de en önemli payı İzmir oluşturuyor. Çünkü, kabul edin yada etmeyin, İzmir her iki parti için de bir onur meselesi haline gelmiş durumda. Ak Parti’nin bu konudaki yaklaşımı ile ilgili düşüncelerimi önceki yazımda paylaşmıştım. Burada CHP ve İzmir eksenini açıklamaya çalışacağım.
CHP, en garanti seçim bölgesi olarak muhakkak ki İzmir’i görüyor. Bunun sebebinin aslında CHP değil Ak Parti’nin dünya görüşünün İzmir’e uygun olmadığını belirterek bu konuyu kısaca geçiyorum. Bu gerçeğin farkında olduklarını da umuyorum.
Gelelim Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili aday belirlemesinin neden bu kadar geciktiğine. Öyle ya, seçimi kazanacaklarından en emin oldukları bölgede neden aday belirlemesi bu kadar çelişkilere ve gecikmeye uğradı?
Şöyle bir geçmişe bakarsak, 1999 seçimlerinde Ahmet Piriştina DSP’den aday olarak DYP’li Burhan Özfatura’dan Büyükşehir Belediye Başkanlığını almıştı. O dönemi hatırlayanlar bilir, Özfatura’ya seçimi kaybettiren Kordon’u doldurup otoyol yapma projesiydi. Bu proje İzmirliler tarafından kabul görmedi ve Özfatura’nın bu konudaki inatlaşmasının bedeli seçimi kaybetmek oldu. Ardından yapılan 2004 yerel seçimlerinde de ne ANAP, ne de DYP vardı. Ak Parti’ye karşı yarışan CHP İzmir’de seçimi kazanmıştı. Bu seçimle birlikte, İzmir’de yeni bir dönem başlamıştı ki bu yeni dönemde Ak Parti karşısında duran ve İzmir’in bazı temel değerlerine ve dünya görüşüne sahip olarak görünen tek parti CHP sürekli olarak yerel seçimlerde galip gelmeye başladı Cumhuriyet tarihinde ilk defa. Bu galibiyet serisinin neticesinde 1999 yılından bugüne, 20 yıldır Büyükşehir Belediyesi CHP’nin kaldı.
Bu seçimlerde açıkçası çok farklı bir sonuç beklemiyorum ancak CHP içinde bu konuda bir anlaşmazlık olduğu da gözlerden kaçmıyor. Peki neden seçimi kazanmasının neredeyse kesin olduğu bir yerde hala adayını belirleyemedi?
Eğer olağanüstü bir gerekçesi yok ise, bunun sebebi Aziz Kocaoğlu’nun aday olmama kararında sonra parti içinde birçok güçlü ismin aday olmak istemesidir. Ancak şunu hatırlatmadan edemeyeceğim! Her ne kadar seçim sonuçları garanti görülse de İzmir’de Belediye Başkanı olacak kişinin İzmir’i tanıyor ve biliyor olması gerekiyor. İlçe belediyelerinde bile o ilçeden olmayan adaylara soğuk bakar İzmir halkı.
Elbette ki kesin galibiyet beklenen bir alanda aday çok olacaktır. Bu noktada karar verme yetkisinde olan kişilerin süreci kontrol altında tutması gerekmektedir. Söylenti ve yanlış yönlendirmelerin oluşmasını engellemek için de fazla gecikmeden, yaşanabilecekleri öngörerek meseleyi karara bağlaması gerekir.
Büyükşehir Belediye Başkanlığı için İzmirlinin en çok istediği kişi Seferihisar Belediye başkanı Tunç Soyer. Alternatif olarak Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur değerlendiriliyor. CHP İzmir İl Teşkilatı bu isimler üzerinde yoğunlaşırken, parti merkezinde Mustafa Balbay başta olmak üzere kurmay kadrodan isimler düşünülüyor. Bu çelişkilerin içine Aziz Kocaoğlu’nun halefi ile ilgili seçimde etkin rol oynadığını ve süreci kontrol etme çabasını da eklerseniz düğüm iyice sıkışıyor.
Şu ana kadar yaşanan süreçte böyle bir basiret ben göremedim. Siz görebildiniz mi?
Bütün bu karmaşanın içinde bir de Aziz Kocaoğlu’nun yeniden aday olması için ikna çabaları var. Aday olur mu olmaz mı bilemiyorum. Ancak burada ana sorun şu ki, yenilenme ve ilerleme kavramlarının önemi itibariyle ikna çalışmalarının yanlış olduğunu belirtmek gerekir. Sadece parti içi mücadelelerin getirisi olarak, aday olmayacağını açıklamış birinin ikna edilmeye çalışılması, maalesef ki çaresizlik ve basiretsizlik ifadesidir.
Yorum bırakın