Siyasetin Geleceği

Published by

on

Türkiye’de, Anadolu’nun herhangi bir şehrinin herhangi bir kasabasına yada köyüne gidin, her daim konuşulan konu ve sorulacak ilk soru şu olacaktır:

Ne olacak bu memleketin hali? 

İktidardan memnun olsun olmasın her birey bu sorunun cevabını yorumlar kendince. Bir şekilde çıkış yolu gösterir. 

Ancak bizim insanımızın farkında olmadığı bir nokta var. O da siyasi partilerin nasıl yaşadıkları. Temel olarak her siyasi parti bir dernektir. Siyasi Partiler Kanunu gereği siyaset yapma yetkileri vardır. Dolayısıyla, herhangi bir gelir kaynağı yoktur. Bu nedenle de yaşamını devam ettirebilmek için ya devlet ödeneklerini ya da yapılan bağışları kullanmak zorundadırlar. Sonuçta siyaset parasız yapılabilecek bir faaliyet asla değildir. 

Mevcut durumda, Türk siyaseti 4 parti arasında sıkışıp kalmıştır ki aslında bu 4 parti de kendi kemikleşmiş oylarını koruma derdindedir. Diğer partiden oy alamayacağının, alabilse bile bunun büyük bir değişikliğe sebep olabilecek yüzdede olmayacağının farkında olduğundan, kazanamıyorsan kaybetme kuralını uygulamaya çalışmaktadır. Bu da imkanları kısıtlamaktadır. 

Eski dönemlerdeki siyasi ortama baktığınızda şunu rahatlıkla fark edebilirsiniz ki, oy kaymaları genelde ANAP, DYP, RP arasında dolaşmaktaydı. Diğer taraftan dönemine göre, SODEP, SHP,DSP ve CHP gibi aslında aynı siyasi anlayışa sahip partiler arasında aynı oylar yer değiştirip dururdu. Ancak hiç bir zaman öbür tarafa oy kayması, kayda değer şekilde yaşanmazdı. Bazı istisnalar olsa da bu kural hep gerçekleşti siyasi tarihimizde. 

Bundan şunu anlıyoruz ki, insanımız, kendi siyasi görüşüne uygun olan partiler arasında o dönemde kim güçlüyse ona oy vermeyi tercih ediyor genel olarak. 

O zaman mevcut durumunuzu değerlendirecek olursak:

  1. AKP’ye oy vermek istemeyen sağ yada liberal görüşlü vatandaş için tek alternatif MHP. Ancak MHP, talebe cevap verebilecek yapıda değil. Daha çok etnik siyaset yaptığından ve tabanı bu anlayışta olduğundan, ülkeyi yönetmek için alternatif oluşturabilecek kadrolara ve inandırıcılığa sahip değil. 
  2. CHP’ye oy vermek istemeyen vatandaş, kendi siyasi görüşüne uygun alternatif bulamadığından dolayı yine CHP’ye oy vermektedir. 

Sonuç olarak, bu dört partinin hiçbiri birbirinin alternatifi değildir. 

Peki bu kadar mı sıkıştık siyaseten? 

Hayır! Gerçekten de ülkemizde alternatif olabilecek partiler mevcut. 

Şimdi gelelim siyasetin parasız yapılamadığı kısma…

Bu alternatif yaratabilecek partilerin, insanların gözünde makbul hale gelmesi ve inandırıcı olabilmesi için öncelikle kendisini tanıtması gerekiyor. Tanıtım da parasız olmuyor. Şehirde bir tanıtım aracını gezdirmek bile ciddi bir maliyet oluşturuyor. Bu partilerin hiçbiri devlet desteği alabilecek oy oranına da ulaşamadığından çıkmaz daha da derinleşiyor. 

Hani diyorum şu anayasa çalışmaları yapılırken siyasi partilerle ilgili baraj konusunun yanında kazanç kapısı yaratabilecek düzenlemeler de yapılsa… 

Partilerin aldığı  devlet yardımı daha bir adaletli dağıtılsa…

Olabilir mi?

Yorum bırakın