Victoria’s Secret

Published by

on

Başbakanın “Gerekirse yol için cami bile yıkarız” gibi bir beyanat vermesi gerçekten de çok manidar. Şu etkiyi yaratmak istiyor bu söyleminde;

1. Halk arasında inancı ve dini vecibelerini yerine getirme konusunda prestiji çok üst düzeyde olduğundan o bile bu lafı söylüyorsa demek ki yol yapmak çok önemli.
2. Başbakan bile cami yıkmaktan çekinmiyorsa, dini bilgisini göz önünde bulundurursak, cidden halka hizmet için her türlü icraatı yapabilir.
3. Zamanında İsmet İnönü’yü cami yıktığı için suçlayan bir adam şimdi kendisi cami yıkmaktan bahsedebiliyorsa demek ki yol halk için çok önemli.

Tabi bu söylemlerin içinde Gezi Parkı ve ODTÜ için planlanan uygulamalara karşı halkın gösterdiği tepkiye karşı savunma geliştirme gayesi de var. Gerek İstanbul ve gerek şe Ankara için planlanan projelerin uygulamasında bunda sonra sıkıntı yaşamamak için şimdiden hazırlanan öncü bir davranış biçimi de diyebiliriz bu söylem için. Özellikle Imam Hatip mezunu olan başbakanın bu konuda cami benzetmesi yapması bu işlerin ne kadar önemli olduğu ve uygulanması gerektiği noktasında halkı ikna etme maksadı taşımakta.

Burda mesele şu ki başbakan siyaset yaparken dini kullanmayı alışkanlık haline getirdi. Yeri geldiğinde cami yıkma konusunda eleştiriyor ki eleştirdiği Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması büyük emeği geçen birisidir. Yeri geldiğinde de aynı uygulamayı yapmak için kendi dini vasfını kullanıyor ve insanlara karşı bu özelliğini öne çıkarıyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediğini hatırlamak gerekirse siyasetin içinde asla din olmamalıdır. Dediği şudur “Din o kadar temiz bir kavramdır ki siyaset gibi kirli bir olgunun içinde asla yer almamalıdır. Insanların temiz vicdanlarında olmalıdır.”

Günümüz ve hatta son 30 yılın siyasetine bakarsak baş aktörlerin çoğu dini birinci koz olarak kullanmışlardır uyguladıkları siyasette. Gerek Turgut Özal, gerek Necmettin Erbakan’dır ve gerekse Süleyman Demirel. Demirel’in kullandığı doz diğerlerine kıyasla çok masum kalmıştır. Bunu da kabul etmek gerekir.

Başbakanın bu denli din eksenli siyasetinin etkilerinden biri de gittiği bir AVM açılışında dünyaca ünlü bir iç çamaşır mağazasının kapılarının kapanmasıdır. Açıkçası şahsen Başbakan’ın bizzat böyle bir talimat verdiğini sanmıyorum. Fakat etrafındaki insanlar yada genel olarak o bölgede az veya çok yetkisi olanlar Başbakan’dan tepki görme korkusuyla böyle bir çözüm üretmiş gibi geliyor bana.

Herhangi bir mecburiyetleri yokken aldıkları bu karar tamamen dinin siyaset içinde olmasının getirisidir. Ister mahalle baskısı deyin, ister korku deyin yada ister gelecek kaygısı deyin, insanların bu anlamda endişeli olduğu aşikardır.

İşte bu nedenle din olgusu siyaset gibi kirli ve menfaat dolu bir dünyadan arındırılmalıdır.

Yorum bırakın