Yıllardır alışmışım televizyon, radyo gibi araçlardan uzak olduğum durumlarda cami minarelerine bakmaya. İftar öncesi herhangi bir iletişim problemi yaşanırsa ilk başvurduğum kaynak ezan sesi ve/veya minare ışıkları olmuştur.
Türkiye’de din çok güzel yaşanıyor. Ramazan ayındaki marketlerin, bakkalların bereketi, özellikle iftar saati yaklaştığında sokaklardaki telaş ve insanlarda ki sabırsızlık alametleri.
Maalesef şu yaşıma kadar gördüğüm ülkelerin hiçbirinde bu denli keyifli yaşanmıyor ramazan ayı. Bir kere Türkiye’mizde mahya kültürü denen bir ekol var ki bu bile ramazan ayının ne kadar renkli geçtiğinin göstergesi.
Türkiye’mde her televizyon kanalında (canlı iftar yayını yapmasa da) alt yazı ile illerin iftar vakitleri ilan edilir. Bu yoksa radyo açar iftarı öğrenirsiniz. Olmadı camilerden yükselen ezan sesi ve hemen akabindeki top patlamasıyla rahatlarsınız. Hiç birine ulaşamadınız mı? yerleşim yerlerinden uzakta radyo ve televizyon olmayan, cep telefonunun çekmediği bir yerde misiniz? Bakarsınız ufka, en yakın yerleşim yerinin cami minaresine ve ne zaman ki o minarede ki ışıkların yandığını görürsünüz; o zaman orucunuzu bozup karnınızı doyurabilirsiniz.
Maalesef benim gördüğüm hiçbir Müslüman ülkede bu denli düzenli bir sistem yok ramazan ayıyla ilgili. Sanırım bu konuda Osmanlı’ya bir teşekkür ve şükran borcumuz var.
Ramazan ayının bu denli dolu ve renkli geçmesi muhakkak ki yüzyılların getirdiği bir alışkanlık. Oruç tutmasanız da Türkiye’de ramazan ayını hissedersiniz. Bu gerçekten çok önemli bir özelliğimiz bence. Arap ülkelerinde oruç tutmayanın cezalandırıldığı, bazı Müslüman ülkelerde ramazan ayında olduğunun bile farkında olmayan insanların yaşadığını düşünürsek biz galiba bazı dengeleri çok doğru kurmuşuz.
Sadece Türkiye Cumhuriyeti dönemi değil, sadece Osmanlı Devleti dönemi de değil, her ikisinin karması olan ancak bu anlamda en büyük katkının Osmanlı’ya ait olduğu bir sentezimiz var. Ne Mutlu Bize.
Netice itibariyle, yüzyıllardır süre gelen alışkanlıklarımız, geleneklerimiz, güzelliklerimiz var. Tekrar üstüne basa basa söyleme ihtiyacı hissediyorum; YÜZYILLARDIR SÜRE GELEN ALIŞKANLIKLARIMIZ, GELENEKLERİMİZ VAR. Kimse bu gelenek ve adetleri kendisinin getirdiğini kendisinden önce her şeyin çok kötü olduğunu, dinin bu ülkede yaşanmadığını, herkesin dinsiz olduğunu iddia etmemeli. Bunu iddia edenlere de kitlesel tepki verilmeli…
Yorum bırakın