Türk Dünyasında Türkçe

Published by

on

Ehtiyat Hissesi, Etriyat, Meslehat, İstihsal, Gülmeli, Gadagan, Bilig, Kadim, Şark, Garp, Asan, Möhkem

Ne demek bunlar? Sırayla tercümesini yazayım.

Yedek Parça, Kozmetik, Öneri, Üretim, Komik, Yasak, Bilinç, Eski, Doğu, Batı, Kolay, Sert

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Lakin Azerilerin de Türk olduğunu düşünürsek bu kelimelerin eskiden bizim tarafımızdan da kullanıldığını ama artık unutulduğunu anlamak çok zor olmayacaktır. Şu bir gerçek ki bizler (Anadolu Türkleri) buralardan gelmeyiz. Adetlerimiz, örflerimiz neredeyse aynı. Yukarıda sadece birkaç örnek verdiğim kelimelerin hepsi aslında bizim de bir zamanlar kullandığımız kelimeler. Unutmuşuz, değiştirmişiz ve yerlerine başka kelimeler kullanmaya başlamışız.

Bu değişimin doğal bir akış olduğunu düşünmek te mantıklı. Diller kullanıldıkları koşullara, coğrafyaya ve kültürel gelişime göre değişirler. Nutkun aslına, eski kanunlara, Cumhuriyet’in ilk yıllarında meclis tutanaklarına ve evraklara bakarsanız, yukarıda verdiğim kelimelerin aynısını rahatlıkla bulabilirsiniz.

Azerbaycan’ın 70 yıl boyunca SSCB himayesinde olması ve bu süre zarfında resmi dil olarak kullanılan Rusça’nın yaygınlığı dilin değişmesini engellemiştir bana göre. Bu dönem boyunca dil kendi saf halinde kalmayı başarmış ve bugünlere kadar bizlerin artık unuttuğu ve kullanmadığı kelimeleri yaşatabilmişlerdir.

Türkiye’nin doğusundan Azerbaycan’a gelenler bana kıyasla çok daha rahat konuşup anlaşabiliyorlardı ilk geldiğim zamanlarda. Hatta beni suçluyorlardı güzelim dilimizi sizler yani Avrupa Türkiye’si bozdu diye ki Avrupa Türkiye’si yakıştırması Azeri kardeşlerimize aittir. Gerçekten de onların karşılıklı rahat konuşmalarını izlerken Türkiye Türkçe’sinin özellikle son 30 yılda, fazlaıyla değiştiğini fark ettim. Öyle ki sokakta dolaşırken mağazalarda gördüğüm kelimelerin anlamlarını öğrenmek için avukat olan babamla konuşmak zorunda kaldığımı hiç unutmam. Zira halen eski ve değişmemiş kanunları okursanız muhtemelen pek bir şey anlamayacaksınız fakat Azeriler sizlerden çok daha iyi anlayacak o kanunlarda neler yazdığını.

Bunun nedeni SSCB’nin kapalı bir ülke olması ve bu nedenle dünyadaki gelişmelerin ve yeniliklerin bizde olduğu kadar dile yansımaması. Hatta ve hatta bu yenilikleri Rusça’ya yansımış olsa da Azeri Türkçe’sine yansımamıştır. Bu sayede Azerbaycan’da konuşulan Türkçe bizdekine kıyasla çok daha saf kalmıştır.

Azerbaycan’ın bize coğrafi olarak çok yakın olması 70 yıllık SSCB dönemine rağmen dillerimizin neredeyse aynı olmasını sağlamıştır. Üzülerek belirtmeliyim ki Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan gibi Orta Asya ülkelerinin konuştuğu diller ile bizim dilimiz arasında çok daha büyük bir fark var. Evet ortak bazı kelimeler var (el, su vs) gibi ama özellikle fiiller ve fiil çekimleri epey farklı. Bu ülkelerde Kiril Alfabesinin ve haliyle Rusça’nın günlük hayatta yoğunca kullanıldığı hesap edilince gerçekten de ciddi şekilde üzerinde çalışılması gereken bir durum çıkıyor ortaya.

Bu kardeşliğin, dostluğun ve halklar arasındaki muhabbetin bozulmaması ve hatta daha ilerilere götürülmesi için mutlaka bu manada devlet seviyesinde ortak çalışmalar yapılmalı ve bu bölgede yaşayan Türk’lerin aynı dili konuşması sağlanmalıdır. Bu çalışmalar için kullanılacak merkezde bence kesinlikle Bakü olmalıdır.

Yorum bırakın