- Neden hükumet Suriye ile bu kadar yakından ilgileniyor ?
- Suriye’liler ile biz kardeş miyiz?
- Suriye bizden ne bekliyor?
- ABD ve Rusya’nın Suriye üzerinde etkisi nedir?
- İran bu denklemin neresinde?
Yukarıda çok önemli 5 soru var. Bu soruların cevabı, Orta Doğu’yu ilgilendiren tüm sorunları içeriyor aslında. Bu sorulara herkes farklı cevaplar verebilir kendi bakış açısına göre. Artık dünyada yaşananları anlayabilmek için hepimizin farklı açılardan bakabilmemiz gerekiyor galiba.
Öncelikle yandaki fotoğrafta ki samimiyet neden bozuldu onu iyi anlamak lazım. Bu kadar yakın iki devlet adamının neden şimdi birbirleriyle savaşmak üzere olduğunu ve hatta kırk yıllık dosttan düşman olmaz düsturunu nasıl geçersiz kıldıklarını iyi anlamak gerekiyor. Gerek hayat tarzı ve gerekse aldıkları eğitim açısından hiçbir benzerlikleri olmayan iki liderin dostlukları da uzun sürmedi haliyle.
Bu iki insanın kısaca geçmişlerine bakarsanız zaten çok farklı hayatlardan geldiğini görürsünüz. Bu nedenle birbirleriyle geçinemediklerine şaşırmamak lazım.
Beşer Esad 1965 Şam doğumludur. Tıp eğitimi almıştır ve uzmanlık dalı gözdür. Bu konuda Londra’da ihtisas yapmıştır. 2000 yılında Suriye devlet başkanı olmuştur. Devlet başkanı olması için meclis 40 yaş sınırını 34 yaşa düşürmüştür. Bu sayede Beşer Esad 35 yaşında Suriye devlet başkanı olmuştur. Eşi bankacıdır.
İktidara babasının mirasçısı olarak gelmiştir. Siyasi herhangi bir geçmişi yoktur. Ailenin ikinci oğludur. Ağabeyi öldükten sonra babasının yerine geçmek üzere yetiştirilmiş ve bu amaçla orduda da görev yapmıştır. Arap Dünyasında modern bir lider görüntüsü vermiş ancak ABD ve İsrail karşıtı söylem ve eylemleri olmuştur.
Recep Tayyip Erdoğan 1954 İstanbul doğumludur. İmam Hatip Lisesi ve Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunudur. 18 yaşında siyaset yapmaya başlamıştır ve halen yapmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını %25 oy alarak kazanmıştır. 2003 yılında seçilerek iktidar olduğunda 49 yaşındaydı.
İktidara geldiğinde Türkiye’de yaşanacaklarla ilgili birçok soru işareti doğmuştur. Gerek içeride ve gerekse dışarıda ya çok sevilmiş yada hiç sevilmemiştir.
Bu iki lideri kısaca tanıdıktan ve aralarında ki farkları gördükten sonra gelelim Türkiye ile Suriye arasındaki meselelere;
- Neden Türkiye hükumeti Suriye ile bu kadar yakından ilgileniyor ?
Suriye’nin Türkiye’ye en uzun sınır komşusu olması elbette önemli. Başbakan gelecekte Orta Doğu’ya hükmedebilecek bir devlet yaratmak istiyor. Bu planları için yüz ölçümü olarak bölgenin en büyük ülkelerinden biri olan Suriye’ye yakın ilgi göstermesi çok normal. Ayrıca Suriye’de yaşayan hatırı sayılır miktarda Kürtler ile Türkiye’de ki Kürtler arasındaki yakın ilişkileri de kullanmak istiyor. Bununla birlikte Suriye’de hali hazırda yaşanan savaş ortamının sonunda bir yeniden yapılanma süreci başlayacak. Bölgede en gelişmiş sanayi Türkiye’de olduğuna göre hesap edilen maddi kazancı varın siz düşünün. Sonuçta Irak’ta da farklı bir durum yoktu.
- Suriye’liler ile biz kardeş miyiz?
Suriye’de yaşayanlar ile Türkiye’de yaşayan arasında kan bağı olanlar vardır. Özellikle Hatay’da yaşayan Araplar’ın ve Güneydoğu’da yaşayan Kürtler’in akrabaları yaşıyor Suriye’de.
- Suriye bizden ne bekliyor?
Suriye’nin şu anda bizden beklediği bizim ve herkesin yabancı ülkelerden beklediğinin aynısı. İçişlerinden el çekmek. Tabi bunu muhalifler için söylemek pek mümkün değil gibi.
- ABD ve Rusya’nın Suriye üzerinde etkisi nedir?
Her ikisi de kendisine bu bölgede itibar ve iktidar kazandırma çabasında. Fakat bunu eskisi gidi askeri yollarla değil diplomatik yollarla yapıyorlar. ABD Orta Doğu’da uyguladığı stratejiyi değiştirdi. Artık olaylara doğrudan müdahil olmuyor. Bu nedenle kapalı kapılar ardında yaptıkları görüşmelerle faaliyetlerine devam ediyor. Bu yeni strateji gereği de kendisine en uygun ülke olarak Türkiye’yi görüyor. Fakat gerçek şu ki hem ABD ve hem de Rusya bu konuda en önemli iki aktör.
- İran bu denklemin neresinde?
İran uzun yıllardır kendisine uygulanan ambargonun getirdiği ekonomik dar boğazlarla uğraşıyor. Kendi yatırımlarına ve gelişimine kademe atlatmak için uğraşıyor ama bu yeterli olmuyor. Kendi ürettiklerini ihraç ederken dahi bin dereden su getiriyor. İran’da devlet başkanının değişmesi, kısa vadede pek bir değişiklik getirmese de, uzun vadede diplomatik ilişkilerin yeniden canlanmasıyla, ekonomik anlamda faydalı olabilir. Zira yeni devlet başkanının kendisi de özellikle ABD ile yeniden diplomatik görüşmelere başlayacağını beyan etti. Bu nedenle de İran’ın Suriye konusunda çok etkin bir rol oynayabileceğini sanmıyorum.
Sonuç olarak, Erdoğan ve Esad’ın dostluk günleri her ikisinin (özellikle Erdoğan’ın) iktidarda yeni olduğu dönemlerde yaşandı. Her ikisi de kıdem ve tecrübe kazandıkça öncelikleri, hedefleri, taktikleri değişti. Buna ikisinin çok farklı dünyalardan geldiği gerçeğini ve hayat tarzlarındaki farkı da eklerseniz, Türkiye ile Suriye arasında yakın ilişkilerin uzun vadeli olmayacağı aşikardı.
Yorum bırakın