Gezi Parkı’nda olanları kimi destekledi, kimi tamamen karşı çıktı. Destekleyenler ile karşı çıkanlar arasında ciddi bir mantalite farkı vardı. Zira başbakan da bu farkı kullanarak kendi saflarını kuvvetlendirmeye çalıştı.
Gezi Parkı’nda yaşananlar muhakkak ki yeni bir kapı açtı. Açılan bu kapı farklı bir tepki koyma yöntemini doğurdu. Bu kapının açıldığı yeni ortam ile ilgili ne olduğunu anlamadan konuşmak ve hareket etmek çok uzun bir hatalar zincirini doğurmaya gebe gibi görünüyor.
Sonuçta ne oldu? Özellikle Türkiye Cumhuriyet’ini yönetenler eski söylemlerle, köhnemiş yöntemlerle ya kendi saflarını sıklaştırmaya çalıştılar yada bu durumdan nemalanmak istediler. Fakat siyasilerin hiçbiri istediğini alamadı.
Çünkü artık insanlar sessiz kalmamayı, kendince haklı olduklarını düşündükleri konularda talep edebileceklerini farketti. Bu taleplerin en azından dikkate alınmasını ve bunun kendilerine hissettirilmesini istiyorlar. Tatmin olmak ve kendilerinin önemsendiğini görmek istiyorlar.
Peki bunu kimden istiyorlar?
Bu ülkeyi yönetenlerden.
Bu ülkeyi kim yönetiyor?
Başbakan ve Bakanlar Kurulu.
Ülkeyi yönetenleri kim görevlendiriyor?
Cumhurbaşkanı.
O zaman aslında çözümü çok basit olan bu denklemi kim zorlaştırıyor? Cevaplar yine aynı.
Gezi Parkı olaylarının açtığı kapıdan şimdi de Lice geçiyor. Lice’de olanları onaylarsınız, onaylamazsınız. Haklı görürsünüz, görmezsiniz. Ancak orada yaşananlar açılan kapının getirisidir. Hükümet ve devletin tüm yöneticileri, belediye başkanları dahil, bundan sonra her türlü olumlu yada olumsuz faaliyetlerinde bu tip tepkileri hazırlıklı olmalıdırdar.
Şimdi işin en başına dönecek olursak, eğer başbakan tüm yaşananları ÇAPULCULAR adıyla küçümsemeseydi ve bir nebze olsun anlamaya çalışarak ciddiye alsaydı belki de bu kapı hiç açılmayacak ve herkesin feyz aldığı bir yöntem haline gelmeyecekti.
Benim de elbette Lice ile ilgili kendi fikirlerim var ancak şu anda önemli olan yakılan bu yeni ateşin yayılıyor olması. Brezilya gibi dünyanın diğer ucunda ki bir ülkede bile bu kapıdan geçiyor insanlar.
O zaman bundan sonra ne olacak diye sorarsanız, merkezi yada yerel yönetimlerin yaptığı her icraatta, icra edenlerin eskiye nazaran daha dikkatli olması gerekiyor. Zaten yönetmesi çok güç bir ülkede yaşıyorduk. Şimdi bunun üzerine dünyaya yayılabilecek bir yeniliğin doğduğu topraklar sıfatını eklersek, işlerin ne kadar zorlaşacağını öngörmek çok ta zor olmasa gerek.
Tekrar şunu belirtmek isterim ki bu sürecin kötü yönetilmesi nedeniyle yeni bir akım doğmuştur. Bu kapı ilk aralandığında kolaylıkla kapatılabilecekken mevcut siyaset kapının önüne taş koymuş ve sonuna kadar açılmasına neden olmuştur. Kapı sonuna kadar açıldığında geçmek çok kolaylaşmıştır.
Yorum bırakın