Güzelyalı’lıyım. Ve tabi ki haliyle Göztepe’liyim. Özellikle İzmir dışında olup (bırakın yurt dışında yaşamayı) İzmir’i ve Göztepe’yi takip etmek o kadar zor ki…
Kendimce totem yapmaktan ve yeni yeni alışkanlıklar edinmekten kurtulmak pek mümkün olmuyor. Bu sezon stadda izlediğim tek karşılaşma 3-2 biten Karşıyaka maçı olabildi malesef. O maçta da zaten neredeyse kalp krizi geçiriyordum.
İzmir dışında olan bir Göztepe’li olarak çevremdekilere Göztepe’yi ve Göztepe’liliği anlatmaktan çok büyük zevk alıyorum. Herkes Fenerbahçe, Galatasaray yada Beşiktaş’tan bahsederken, şampiyonlukları yad ederken, ben anca kulüp için yaptıklarımızı, isyan sürecini, isyan marşını (ki oğlumu uyuturken ninni niyetini bu marşı çok söylemişimdir), futbolcuları kendi arabalarımızlar deplasmana götürürken yedirdiğimiz köfte ekmekleri anlatabiliyorum.
37 Yaşındayım ve hatırlayabildiğim en başarılı dönem 2001-2002 sezonudur. Ama yaşı 50 üzeri olanlardan 1960’lı yılları dinlemek ve aslında herkesin Göztepe’yi çok iyi tanıdığını anlamak bana ayrı bir gurur veriyor.
2005 yılında İzmir’den ayrıldıktan sonra daha bir İzmir’li ve daha bir Göztepe’li olduğumu itiraf etmeliyim. Aslında yaşadığımız şehrin ve tuttuğumuz takımın kıymetinin ne kadar farkında olduğumuzu sorgulamamız gerekiyor. İzmir’den ayrı yaşadığım süre boyunca Göztepe’yi anlattığım insanların, ciddi şekilde Göztepe’yi takip etmeye başladıklarını gördüm. Maçları izleyemedikleri zamanlarda mutlaka beni arayıp skoru sorduklarını gördüm. Bu elbette mutluluk verici bir durum. Ancak hepimizin yapmamız gereken bir görevi de hatırlatıyor aynı zamanda. Afyon’da yaşadığım zamanlarda bile Afyon’lu arkadaşlarımın (burda Afyonspor ile yaşadığımız sıkıntıları da hatırlatmak isterim) sürekli olarak Göztepe’yi takip etmelerini sağlamanın verdiği hazzı yaşadım.
Azerbaycan kardeş ve dost bir ülke. Burdaki insanlar Türkiye’yi ve bizleri gerçekten çok seviyorlar. Ve tabi ki Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor vs gibi Türkiye’nin önemli takımlarını biliyor ve kendilerince destekliyorlar. Fakat malesef bizim Göztepe’miz konusunda pek bilgileri yok. Onlara, Avrupa’da ilk yarı final oynayan takım olduğumuzu söylediğimde, inanmakta zorlanıyorlar.
Bende elimden geldiğince burdaki Azeri kardeşlerimize bizim taraftarlık kültürümüzü, geçmişimizi anlatmaya çalışıyorum. Tabi Türkiye’de bile tanıtım konusunda bu kadar eksiğimiz varken Azerbaycan’da bunları yapmanın ne anlamı var ki diyebilirsiniz. Hastalık işte benimkisi diyebilirim sadece!
Herkes İstanbul takımlarından söz ederken, aslında o takımları desteklemenin ne kadar anlamsız olduğunu, kulübe destek olmanın ne şekilde olması gerektiğini, meselenin sadece kupa kazanmak yada şampiyonluk yaşamakla sınırlı kalamayacağını ifade ediyorum.
Sadede gelecek olursak, burdaki Türk arkadaşlarımın çok beğindiği bir sloganımız var;
HAYATI İKİ ELİNİN ARASINA ALABİLİR MİSİN DEDİLER, GÖZTEPE ATKISI AÇTIM.
Türkiye’de futbol tamamen lobi faaliyetleri ile yönetiliyor ve bu konuda malesef çok yol almamız gerekiyor. Her şehirde stad ihaleleri yapılırken, İzmir için hala belirsizlik devam ediyor.
Kendimiz daha çok anlatmalı ve daha çok tanıtmalıyız…
Yorum bırakın